EĞİTİMCİ BERNA OCAKCIOĞLU

EĞİTİMCİ BERNA OCAKCIOĞLU

ZAN ya da FERASET!

A+A-

Ne çok zannediyor ne az tanıyoruz…

Oysa tanımakla başlar her şey, anlamakla yıkılır tüm önyargılar. Zan delilsiz, temelsiz bir düşünce veya tahmin demektir. Kimi zaman gerçeğe yakınlığı sadece bir ihtimaldir. Aslıyla ilgisi olmayan bir ön yargıdırTereddütle, şek ve şüpheyle kalbin meşgul edilmesi, oyalanmasıdır zan.

Zan ve feraset arasında ince bir çizgi vardır. Büyük hadis âlimlerinden Süfyân es-Sevrî’ye göre, zan, günah olan ve olmayan şeklinde iki çeşittir. Günah olan zanda kişi, bir başkası hakkında zanda bulunur ve onu söyler. Sakınılması gereken zan budur ve buna sui zan denir. Günah olmayan zan ise şudur: Bir kimse, bir başkası hakkında zanda bulunur fakat o zan kalbinde kalır onu kimseye söylemez iyiliğinden emin olamadığı kimse için aklında bir temkin ve tedbir düşüncesini her zaman saklı tutar işte bu ferasettir. (Tirmizî, Birr, 56.) Peygamberimiz (sav) de zan için zandan sakınınız çünkü o yalanın ta kendisidir diyerek insanları şöyle uyarmaktadır: “Zandan sakının. Çünkü zan, yalanın ta kendisidir. Birbirinizin konuştuğuna kulak kabartmayın, birbirinizin özel hâllerini araştırmayın, birbirinizle üstünlük yarışı içine girmeyin, birbirinize haset etmeyin, birbirinize kin beslemeyin, birbirinize sırt çevirmeyin. Ey Allah'ın kulları! Kardeş olun!” (Müslim, Birr, 284)

Yüce Allah Kur’an’da inananları şöyle uyarmaktadır “Ey iman edenler! Zannın birçoğundan sakının. Zira zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurlarını ve mahremiyetlerini araştırmayın. Birbirinizin gıybetini yapmayın. Biriniz kardeşinin ölü hâlinde etini yemeyi hiç arzu eder mi? Demek tiksindiniz! O hâlde Allah'a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah tövbeyi çok kabul edendir, çok merhamet edendir.” (Hucurat, 12)

Zan, kötü düşünceye, önyargılı bakış açısına, araştırmadan hüküm vermeye yol açar. Bu nedenle bazı rivayetlerde, “Zanna kapılıp, tereddüde düştüğünüz zaman o işi yapmayın!” (Müttakî el-Hindî, Kenzü’l-ummâl, III, 461.) denilmektedir. Kötü zan, insanı hatalı davranmaya sevk eder. Önemsenmeyerek kalbe saçılan sû-i zan suyu kalbin kimyasını bozar, zehirler. Kişiyi de karşısındakini de incitir. Bu hastalıktan korunmak için en başta gelen tedbir, insanların aklında soru işareti bırakacak, akıllara şüphe düşürecek, töhmete neden olacak durumlardan sakınmaktır. Sui zanda bulunan kişi gergindir, huzursuzdur bu durumu etrafına da sirayet eder. Hassaten su-i zandan sakınmak, temiz düşünce sahibi olmak, huzurlu bir hayat için şarttır.

Su izanın tersine güzel düşünmeye de feraset ya da hüsn-ü zan demekteyiz. Güzel düşünen kimsenin kalbine gelen düşüncelerdir “hüsn-ü zan”. İyiliğin emaresi olan hüsn- ü zan, iyimser olmak, kötü düşünceleri bertaraf etmektir. Hayır dilemek, hayra yormak, kişiler ve olaylar hakkında art niyetli olmamaktır. Müslüman'ın hayatında bu bakış açısı esas olmalıdır. Aksi ispatlanmadığı sürece hüsn- ü zandan vazgeçilmemelidir.

Aksi takdirde insan hayatını, onurunu rencide edecek birçok olayın önüne geçilemez.

Hüsn-i zan, yani iyi düşünmek “hüsn-i edeb”den ileri gelir. Kişinin güzel düşünceli, edepli ve iyi ahlaklı olduğunu gösterir.

Kötü düşünme ile ilgili bir ayet de şu ilâhî ikazı vermektedir: “Bilmediğin bir şeyin ardına düşme. Doğrusu kulak, göz, kalp, bunların hepsi o şeyden sorumlu olur.” (İsrâ, 17/36.)

Kendimiz daha mutlu ve huzurlu olalım istiyorsak, etrafımızın da huzurlu olmasını istiyorsak sui zandan kaçınmalıyız.

Bu arada ben bu satırları yazarken güzel bir habere sevindim. Danıştay 27.11.1934 tarihli Ayasofya kararını iptal etti. Ayasofya’nın cami olarak devamına karar verdi. Bu karar kazanmak için başlatılan bir mücadelenin ilanıdır aynı zamanda. Hayırlı olmasını dilerim.

Son olarak bir Sadi Şirazi sözü ile bitireyim: “Güzel bakan güzel görür. Güzel gören güzel düşünür, güzel düşünen hayatından lezzet alır.”

Güzel gördüğümüz güzel düşündüğümüz ve güzel yaşadığımız sağlıklı günler nasip etsin Allah…

Not: Yazıda Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Hadislerle İslam adlı eserinden faydalanılmıştır.

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.