DİLEK YILDIZ

DİLEK YILDIZ

Sustukların aşkına!

A+A-

Söylemediği her kelimenin altında kalırdı insan.

Hallâc-ı Mansûr: ‘Cehennem acı çektiğimiz yer değil, acı çektiğimizi kimsenin bilmediği yerdir’ demişti.

İnsan ilişkisel varlıktır.

Gerçek ve derinlikli bir ilişki sağlıklı iletişimden geçer.

Duyduklarımız, sesin ötesinde sözcüklerin çok üzerinde bir anlayış barındırır.

Yeteri kadar anlaşılmadığını düşünen kişi kendini gayya kuyusuna düşmüş gibi hisseder.

Fakat gerçek bir ilişki bunun tam tersi, tarifsiz ve derin duygular hissettirir. Kişinin kalbi doyar, ruhu şenlenir.

İnsan, insanın vatanıdır.

İnsanın talebi görülmeye, duyulmaya, anlam keşfetmeye ve anlaşılmayadır.

Ya anlaşılmaktan vazgeçtiği yer?Orası, kör, karanlık, dipsiz bir kuyudur.

Dipsiz kuyu nedir bilir misin?

Sonunun ne olduğunu bilmediğin, sonu olmayan.

Sonlu bir evrende sonu olmayana meyletmek neden?

İnsan, insanda anlam bulan varlıktır.

Muhatabın yoksa anlatacakların görünmez bir duvara çarpar, en hızlı ve sert şekilde sana geri döner.

İnsan insanın aynasıdır.

Aynalardan kaçmak, kendi hikâyesini yazamayanların esareti kabullenişidir. Her esaret kendi prangalarına gebedir.

Sustuklarımız, bir kalpazan gibi üstünü örtüp hiç yokmuş gibi yaşadıklarımız, tüm vahametiyle dikilir karşımıza.

Sabahın seherinde, gün ortasında, hava kararmaya yüz tuttuğunda, hiç beklenmedik bir anda.

Hayat, üstünü örttüğü gerçeklikle yüzleşemeyenlere en ağır bedelleri ödetir. Neyi sustuğun kadar neyi kustuğun da önemlidir. Söylediklerin senin anlattıkların, söylemediklerin ise iç aleminde olup biten, gerçekte kim olduğunu işaret eden anlamlardır.

Dilden dökülmeyen içeride hapsedilen her kelime kişinin travmatik sürecinin zeminini hazırlar.

Bir gıda zehirlenmesi yaşandığında onu içeriden atarak kurtulmaya çalışırız.

Ya ruhun zehirlenmesi?Söylenmemiş, söylenmesi ar sayılmış, unutmuş gibi yapılmış fakat unutulmamış, dile sus payı verilmiş ve konuşturulmamış, duygudan kaçılmış, inkâr edilmiş, kemikleri sızlatan gerçekler yok sayılmış, türlü sebeplerle lal olmuş milyon sözcük sükûta bırakılır.

Sonrası ruhun bedenden kopuşu, bütünlüğün dağılışı, duyguların ağırlığı, anlamın terki.

İçindekini olduğu gibi söylemek çoğu zaman cesaret ister.

Ve sadece cesaret edenler yeni ufuklara yelken açabilir.

Ya söylenmemiş sözlerin esiri oluruz ya da onların gücünden istifade edip dünyamızı aydınlatırız.

Ağızdan savrulup giden her cümle ya kişinin içinde bulunduğu durumu zorlaştırır ya da cennete aralanan kapı olur.


Kelimeler dişlerin arasından sökülmeye görsün.

İnsan ruhunu kanatan kelimelerin kıskacından canını kurtarmak ister.

Okyanusun en derinine saklanmış mabetteki duyguları dışa vurmak, sözcüklerin başka anlamlarda yeniden varoluşunu deneyimlemek, gizler dünyasından rasyonel bir yaşamın göğsüne sokulmak, sessizliğin karnından sesin sıcağına yönelmek ister.

Sustukların aşkına, içindeki zehri akıtsana.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
18 Yorum