STRATEJİST GALİP İLHANER

STRATEJİST GALİP İLHANER

Süleyman Soylu Kürtlerin düşmanı mı dostu mu?

A+A-

PKK (HDP) sürekli Soylu’yu Kürtlerin düşmanı olarak gösteriyor.

Hemen her gün bu propagandayı yapıyor.

Çünkü Süleyman Soylu Kürtlerin güvenini ve gönlünü kazanarak PKK (HDP) ile mücadele ediyor.

Bu durum PKK’yı kahrediyor.

Süleyman Soylu Sabah Gazetesi’nden Mahmut Övür’e konuşmuş. Övür Soylu’nun dediklerini köşesine taşımıştı.

Soylu: "Türkiye 40 yılı aşkın süredir terörle mücadele ediyor ama son 10 yılında tarihinin en zorlu sınamasıyla karşı karşıya kaldı. Bunu bütün dünya da biliyor ve susuyor. Hatta içinde yer aldığımız Batı ittifakı bilmenin ötesinde motive ediyor, silah dahil her türlü destek veriyor. Amaçları çok açık; Türkiye'yi istikrarsızlaştırmak, geri bıraktırmak..." diyor ve  ve sözü Diyarbakır analarına getirerek: "Diyarbakır Anaları, terör örgütünün bölgede oluşturduğu korku iklimine meydan okudu. Bu öyle bir meydan okumaydı ki terör örgütü şaşkına döndü. Sivil uzantıları ne yapacağını şaşırdı. Analarımız, bölgede derin bir zihniyet devriminin önünü açtı. Dünyanın en cesur, en yürekli kadınları dünyaya şu mesajı verdi: 'Oy veriyorum ama seçtiğim iktidar, ya içeride bir darbeyle ya da bir dış kuşatmayla engelleniyor. O zaman ben de sadece oy vermekle yetinmem, eyleme geçer verdiğim oyun arkasında dururum" Tıpkı 15 Temmuz'daki gibi. Diyarbakırlı Anneler, siyasilerin bütün ezberlerini bozdu. HDP, yıllarca kadını bir istismar aracı olarak kullandı. CHP ve sol da buna sessiz kaldı. Bugün eğer terör örgütüne katılım 34 kişiye inmiş, ikna ile gelen terörist sayısı son bir buçuk yılda 400'ü asmışsa bunda Diyarbakır Anneleri'nin katkısı çok büyüktür. Onlarsız bu mücadele eksik olurdu. Onlar Türkiye'nin demokrasi, barış, kardeşlik ve kalkınma mücadelesinin en cesur ve yürekli destekçileri. Onların önünde saygıyla eğiliyorum." Diyor.

 

*

Süleyman Soylu bir ‘Cesur Çoğunluk’ oluşturabilir.

Yıllardır savunduğum; Kürtlerin içinden PKK (HDP)’ya seslerini  yükseltebilecek bir ‘Cesur Çoğunluk’ toplumunun oluşması gerektiği düşüncem, böyle giderse gerçekleşecek.

Süleyman Soylu’nun desteği ve etkisiyle, Kürtlerin içinden bir ‘cesur çoğunluk’ çıkacak.

Bu da PKK (HDP)’yı marjinalleştirmek için yeterlidir.

2029 bitmeden PKK tıpkı devamı olduğu ASALA terör örgütü gibi etkisiz ve marjinal bir örgüt haline gelecek.

Bunun için de Türkiye, İran, Irak, Suriye ve dünyadaki bütün Kürtleri Türkiye’ye bağlayacak PKK (HDP) alternatifi hareketler şarttır.

Türkiye, dünyadaki bütün Kürtlerin koruyucusu ve devletidir.

Dünyadaki bütün Kürtler Türkiye’nin vatandaşıdır.

Kürtleri PKK (HDP)’dan kurtarmaya çalışan herkes Kürtlerin dostudur.

Kürtleri PKK (HDP)’ya iten herkes Kürtlerin düşmanıdır.

*

PKK, 2029’a kadar tamamen marjinalleşir

2023 ile birlikte hem Türkiye hem dünya büyük bir sistem değişikliği yaşayacak.

PKK, 2023’ten sonra en fazla 5 yıllık bir ömre sahiptir.

AK Parti iktidarı ile büyüyen Kürt çocukları, şiddetsiz (PKK) bir Türkiye istiyor.

Kürt kadınları ve çocukları PKK (HDP)’yı marjinalleştirecektir.

***

Süleyman Soylu ve Diyarbakır Anneleri

Diyarbakır analarının  HDP (PKK)’ye karşı başlatmış olduğu ‘çocuklarımızı verin/getirin’ eylemi, 1. yılını geride bıraktı.

Bana göre bugüne kadar PKK ile yapılan en etkili mücadele, Diyarbakır Annelerinin yaptığı mücadeledir.

Anneler bu cesur çıkışlarıyla, PKK ve arkasındaki güçlere (ABD, Rusya, İsrail, …) adeta meydan okuyor.

PKK (HDP)’ya karşı çıkmak büyük bir cesaret ister.

Elinde silah ve acımasız bir terör örgütü olan PKK, insanları çok kolay bir şekilde sindirebiliyor.

Özellikle HAİN kavramı etrafında yapılan PKK propagandaları son derece etkili oluyor.

Bu hain ve ihanet olgusu bugün de geçerliliğini koruyor.

PKK (HDP), kendisini desteklemeyen hemen her Kürde Kürtlere İHANET eden hain damgasını, kolayca vuruyor.

Ama, kadınlar, özellikle de analarda HAİN damgası tutmuyor.

Hiç kimse bir anaya hain diyemez. Dese de hain damgası analarda tutmaz.

İşte bu gerçek, PKK (HDP)’yı çok zor durumda bırakıyor.

*

PKK’nın şantajı

2011 yılında Oğlu (Fuat Mehmetoğlu) PKK tarafından kaçırılan  Diyarbakır'ın Hazro İlçesi'nin AK Partili Belediye Başkanı Fetullah Mehmetoğlu, 9 meclis üyesiyle birlikte AK Parti’den istifa edip, DBP (PKK)’ye geçmişti. PKK, DBP’ye geçmesi şartıyla oğlunu serbest bırakacağını açıklamıştı. PKK, belediye başkanına oğlu üzerinden şantaj yapmış ve Diyarbakır’daki bütün belediyelerin PKK belediyesi olmasını sağlamıştı.

*

Cesur Çoğunluk Stratejisi

Biz, 90’lı yıllardan beri, (bizim adımıza kan döktüğünü iddia eden) PKK’ya: “Bizim adımıza kan dökme, bizim için katl (öldürme) yapma” diyoruz. ‘Cesur Çoğunluk’ sloganı da 2007 VAN bağımsız milletvekili adaylığım sırasında kullandığım seçim sloganımdı. Bu sloganı, Kürtler içerisinden PKK’ya:  “Benim adıma KAN dökme, benim adıma öldürme (katl), silah bırak” diyecek cesur bir çoğunluğun olması gerektiğini ifade etmek için kullanmıştık.

Bunun yolunun da kadınlardan (özellikle çocuğu PKK dağ kadrosunda olan analar) geçtiğine inanıyordum. Diyarbakır anaları aynı zamanda bunu da başardı.

*

Analar çocuklarını PKK’dan kurtarmalıdır.

“Kürtlerden PKK'ya One Minute … Galip İlhaner; PKK’nın ancak Kürt toplumunun baskısıyla dağdan inebileceğini ifade ederek, ”Devletin çağrısıyla PKK teslim olmaz. PKK, ancak Kürt Halkının baskısıyla, çocuğu örgütte olan anaların ya çocuğumu istiyorum ya da teslim olun çağrısıyla dağdan inebilir. Kürt Halkı’nın barışçıl iradesi PKK’yı dağdan indirebilir.” Ağustos 2011 tarihinde de böyle demiştik. Yani önemli olan Kürtleri sürece katmaktır. Kürtlerin olmadığı bir süreç başarıya ulaşamaz.

*

Kürt toplumunda kadın (namus) olgusu çok güçlüdür.

Bizim mücadele ettiğimiz yıllarda PKK’ya karşı bir mücadele vermek çok zordu.

PKK devletten güçlü değildi. Ama, PKK; tek parti dönemi CHP yönetimi, 12 Eylül, 90’lı yılların devleti gibi zalimdi.

En ufak bir eleştiriyi bile ölümle cezalandırıyordu.

Hem dış güçlerle işbirliği yapıyor hem devletinin yanında olan Kürtlere işbirlikçi diyerek Kürtleri hain ilan ediyordu.

Geçmişten bugüne çok şeyler değişti.

Özellikle çözüm süreciyle kazanılan Kürtler, PKK’ya karşı daha çok seslerini yükseltmeye başladı.

Başta Erdoğan ve özellikle Süleyman Soylu’nun bu sürece katkısı büyük.

PKK (HDP)’ya sesini yükseltebilen her Kürt, özellikle Süleyman Soylu’dan cesaret alıyor ve Soylu’ya güveniyor. Sahip kalmayacağını biliyor. Soylu’nun onun arkasında duracağına inanıyor.

Bu çok önemlidir.

Geçmişte Kürtlere böyle cesaret verebilecek bir devlet aklı, bir içişleri bakanı, bir bakan, … yoktu.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.