AYŞEGÜL TÜTEN

AYŞEGÜL TÜTEN

Selam Sana Güzel İnsan!

A+A-

Ufacık güzelliklere bile nasıl da hasret kalmışız, pencereden baktığımda gözüme ilişen bir manzara dudaklarımdan, zihnimden bu kelimelerin dökülmesinin nedenidir. 

O kadar kirletildi, o kadar özünü aslını, zerafetini yitirdi ki bu çağ ve bu çağın insanı,  güzellikleri yok ettik, renkleri soldurduk, gri bir tonda yaşamaya çalışıyoruz hayatı. 

Tanık olduğum manzaraya gelince; gün içerisinde evimin penceresinden bakarken;  yolun karşısındaki dershanede öğrenci olduğunu düşündüğüm bir genç kızın, hani o belki de gördüğümüzde 'gençlik elden gidiyor, ne olacak bu gençlerin hali' diye serzenişte bulunacağımız tiplerde bir genç kızın, bir sokak kedisiyle muhabbetini izledim uzunca bir süre. (Bu arada sakın ola hiçbir evladımızı, hiçbir insanı sırf dış görünüşüyle yargılama hatasına ve hadsizliğine düşmeyelim -en başta kendimedir lafım-) 

İçimi ısıtan, gözyaşlarıma neden olan bu manzara aslında, ufacık, minicik, gayet insani, gayet sıradan, gayet olması gereken davranışların bile, artık bizim için ne kadar da büyük, ne kadar da sıra dışı hale geldiğinin hal beyânıydı.

Şöyle bir düşünün, değer diye sahip çıktığımız, gözümüzü gönlümüzü mesrur eyleyen, günümüzü hoş kılan ne kadar da az şey kaldı elimizde. O son kalanlara da dört elle sarılıp, elimizden kayıp gitmesin diye en müstesna köşelerde, en kıymetli hazineler gibi saklıyor, gizliyor, üzerine titriyoruz, öyle de yapmalıyız sahip çıkmadığımız, hoyratça savurduğumuz,  kıymetini idrak edemediğimiz, değerlerimizi kâh gözümüzün içine baka baka meydan okurcasına, kâh bizi ayakta uyutarak sinsice ya da elimize tutuşturdukları bir şeye dalıp oyalandığımız bir vakitte gafil avlarcasına aldılar gittiler bizden.

Ufak ufak eksildik, çok ufak geldi belki başlarda, görmezden geldik, tolere ederiz, yerine koyarız sandık gelgelelim yitirdikçe yitirdik, eksildikçe eksildik, farkına vardığımızda belki, bir şeyler için çok geç oldu zannederek, daha da kabuğumuza çekildik. Bu benim boyumu aşar dedik, 'aman canım sen de, koca dünyayı kurtarmak sana mı kaldı' dedik, tek başıma ben ne yapabilirim ki diyerek sığındık güvenli bölgelerimize, tenhalarda bir yer aradık, mümkün olduğunca izole ettik kendimizi, bana ne kadar az bulaşırsa o kadar kârdır dedik. İlk tahlilde doğruydu belki o panikle yaptığımız bu hamle, bizi kısmen güvenli kıldı, korudu da nispeten. Hani ya sorumluluk bilincimiz, hani ya diğergâmlık görevimiz? 

Kendimi korudum, peki ya en yakınımı en sevdiğimi, kardeşimi, eşimi, dostumu, evladımı...

Geleceğe karşı endişe duymak elbette kodlarımızda var. Karalar bağlamamak şartıyla endişelenmek, gidişata dur demek için karınca kararınca çabalamak, insanlığımıza geçmişimize ve geleceğimize karşı borcumuzun ve sorumluluğumuzun gereğidir en başta.

 

Yoksa güzel olan iyi olan ne varsa bir bir elimizden kayıp gidecek biz öylece bakadururken. Farkında mısınız? Renkleri bir bir kopardılar bizden, o güzelim renkler, dünyanın süsü renklerimiz kâh siyasal simgelere dönüştü, kâh ahlâki bir çöküşün sevimli gösterilmesine alet edildi. Gökten gökkuşağını çalanlar, kim bilir daha neler çaldı ve çalacaklar bizden, biz müsaade ettiğimiz müddetçe.

 

Aslında penceremden şahit olduğum bu manzara günün ikinci güzelliğiydi, ilki ise; güne uyandığım ilk dakikalarda sosyal platformda karşıma çıkmıştı. 

Küçük yaşlarda görme yetisini kaybeden bir hanımın, ilerleyen yaşlarında teleskopik gözlük kullanarak, ilkokuldan başlamak üzere üniversite eğitimine kadar uzanan hikayesi gönlümü huzurla doldurmuştu, eşiyle birlikte heyecanla bu macerayı anlatışları öyle güzeldi ki. Bu ilim aşığı, 'beşikten mezara kadar ilim öğrenin' diyen, peygamber yolunun yolcusu, oku emrinin en güzel muhatabı, hanımefendiyi ve her anında yanında olan çok kıymetli eşini muhabbetle selamlıyorum. 

Bir muhabbet dolu selam da, sokak kedisinin başını okşayarak, ona yemek vermeye çalışan, sonrasında da sevgiye aç kedinin peşine takılmasına, takip etmesine neden  olan, yüreğimi geleceğe ve gençlere dair umutla dolduran o güzel kız çocuğuna gelsin...

 

Hasılı kelam, netice-i meram, son olarak duam bu güzellikler çoğalsın, öyle çoğalsın ki kötülüğe, çirkinliğe yer kalmasın dünyada, unutmayalım ki; bunu da ancak, değerlerimize sahip çıkıp,  hep birlikte, el ele gönül gönüle verebilirsek başarabiliriz...

 

"Keşke bir şiir okumuş,

Bir kedi sevmiş olsaydınız.

Belki bu kadar, kirletmezdiniz dünyayı…"

Turgut Uyar

Önceki ve Sonraki Yazılar