DİLEK YILDIZ

DİLEK YILDIZ

Sahi, ne yaptın sen sana?

A+A-

İçinde bulunduğumuz çağın belki de en büyük handikaplarından biri insanın maddeciliğe olan ihtirasıdır.

Her şeyi o kadar somuta indirgeyen bir toplum haline geldik ki; duyguyu, lafzı, mânâyı bir enstrümana dönüştürmeden, yalnızca olması gerekenin olması beklentisiyle mekânik bir yaşam dizayn ettik.

Temelinde insana, doğaya, yaşama hayret olan her şeyi değersizleştirdik.

Sadece bilgi üzerine inşa edilebileceğini varsaydığımız bir metafor oluşturduk.

Oysa Aristoteles’in de ifade ettiği gibi bilgiyi varlığın üzerine temellendirmelidir.

Varlığı anlamadan bilgiyi konumlandırmak çok yavan olur.

Varlığı anlamaya çalışmak soyutu talep etmektir.

Soyut ise, aklın odalarına sığmayan zihnin, o odaların pencerelerinden kendini olanca gücüyle dışarı sarkıttığı bir ummandır.

İnsanı insan yapan bütünsel gerçekliğin göz ardı edilmemesi gerekir.

Yeryüzünde şifa arıyorsak insan önce kendi iç dünyasında yüreğine ağırlık veren meseleleri sorgulamalı ve kendi içsel yolculuğunu yaşamalıdır.

Maddeciliğin, gerçek mefkûremize kurulan bir tuzak olduğunu, amacının dışında bir anlam ifade etmediğini, kazanmanın çoğaltmadığı gibi kaybetmenin de kişinin kendiliğini azaltmadığı gerçeğini anlamayana hayat günün birinde hesap sorar.

Soyut kavramları tanımlamak hatta onlarla yüzleşmek ağır bir seremoni gibi görünsede öze dönüş biletidir. İnsan sadece etten kemikten oluşan bir varlık değildir.

Gerekli olan duygular devreye girmezse vücut iflas eder.

Sevgisizliktir insanın ruhunu üşüten ve günden güne çürüten.

Sevginin temelinde ise saygı, sadakat, güven gibi birçok önemli mefhum vardır.

Derindeki mefhumlar bizim hassasiyetlerimizdir.

Hayatımızdaki hassasiyetleri öncelemezsek tutunduğumuz yaşam da bizi öteler. 

Modernizm; kendini yeniden tanımlamak, kendini anlamak ve yeni çağın imkânlarıyla kendine yatırım yapmak yerine kendini cihanın efendisi zannetmek olarak algılandı.

İnsan kolaya kaçan varlıktı.

Anlamak, yeniden bir oluşum içerisine girmek acı vericiydi.

Hazzın kanatlarına konmak bu acıdan daha kolay daha çekici geldi.

Oysa mutlaka daha yüce bir anlamı vardı bu dünyaya geliş sebebimizin. 

Oruç Aruoba, ‘Hani’ adlı eserinde; “Sendin; sendeki asıl senin anlamını, önemini, değerini göz ardı eden, korkaklıkla işin kolayına kaçan.

Sahi ne yaptın sen sana?” demişti.

Sahi, ne yaptın sen sana?



 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum