AYŞEGÜL TÜTEN

AYŞEGÜL TÜTEN

Özgürlük; Ama Nasıl?

A+A-

Özgürlüğün tanımı, bağlamı, başlangıcı ve sınırı her daim tartışılmış, üzerine çok konuşulmuş hususlardır. Herkesin, her ideolojinin farklı bir özgürlük tanımı, bağlamı olmakla birlikte, evrensel bir özgürlük tanımından söz edebilmek mümkün müdür?

Özgürlük bizi biz yapan insani değerlere sadâkattir. Bazen unutmak özgürlükken, bazen haykırmak bazen de susmaktır özgürlük. Kurallardan, kaidelerden, normlardan azade olmaktır, kimine göre. Kimine göre ise özgürlük; birilerine karşı olmak ya da kayıtsızlık demek değildir. 


Bireysel özgürlükten bahsetmek kadar, toplum özgürlüğünden de söz etmek gerekir.

Birlikte yaşadığımız insanlarla ferdi ve sosyal varlığımızı geliştirme yönünde söz ve işbirliği yapmak da özgürlüğün; bireysel serbestiyete, toplum  özgürlüğünü öncelemesi adına güzel bir tanımıdır.
Ruhların ve bedenlerin özgürlüğü var bir de, tıpkı toplum- birey ilişkisinde olduğu gibi burada da hangisinin özgürlüğü daha arzulanır, daha muteberdir tartışılır.


Öncelikli ve aslolan kişinin kendi özgürlüğü mü, yoksa başkasının özgürlüğü müdür? 


Bir de özgürlüğün tarihsel serüveni var, varoluşla başlayan, kendini bulma sorgulama yasaklar ve arzular, kurallar, hukuk ve normlar gibi kazanımlarla gelişen bir özgürlük ve özgünlük arayışı mevcuttur.
Kendüz, nefis, benlik, hep bir arayış, hep bir sınanış ve hep bir mücadele, muhakeme sürecinde olmuştur.
Din, hukuk, ahlak, felsefe ve metafizik başta olmak üzere tüm alanların aşağı yukarı bir özgürlük tanımı ve anlayışı vardır.


Din günah-sevap mefhumlarıyla özgürlüğü sınırlayan ya da daha doğru tabirle düzenleyen, yaptırımlar vazederek sosyal düzenin bekasını hedeflerken, hukuk; kurallar, kanunlar çerçevesinde insanı eylemlerinin sorumlusu tutarak, özgürlükten mahrum bırakma yaptırımıyla toplum düzenini sağlamaya çalışır.


Modernite tek tipleştirmek ve rutine sadık köleler yetiştirmek adına insanlığın hassas noktası özgürlük üzerinden kendine bir yol buldu belki de son yıllarda.


Alman felsefeci İmmanuel Kant; “Ben özgürlüğümden ancak, bir arzu varlığı olarak, ahlâk tecrübesinin sınırları içerisinde bahsedebilirim.” diyerek ahlâk mevzuunu özgürlükle ilişkilendirirken, modern dönem özgürlüğü; “sınırlandırılmış olmamak kayıtlardan azade olmak ve söz söyleme özgürlüğü” anlamlarını içerir.

Böylece  Farabi’nin de ifade ettiği gibi behimi olanın kıymet kazanması gibi bir duruma mahal verilmiş olunur.


Teolojik olarak bakıldığında, özgür olmadan mükellef olamıyoruz. Çünkü teklif, kayıt, koşul, meşakkat ve külfet demektir ki tüm bunlar da özgürlük varsa mümkündür.


Cüz-i irade mefhumu, insana özgürlük atfeder. Bu durumda da özgürlük alternatifler arasında seçimde bulunmak olarak zuhur eder.


Örneğin; var olmayı biz seçmedik ama var olmayı sürdürüp sürdürmemeyi seçmek bizim elimizdedir. Gazali’nin “insan özgür seçime mecburdur” ya da Sartre’nin “insan özgürlüğe mahkum edilmiştir” sözü; insanoğlunun kendisine bahşedilen cüz-i irade yetisiyle, seçenekler arasında gerek aklına yatan, gerekse işine gelen herhangi birini seçmekte, tercih etmekte özgür olduğunu, lakin azâde olmayı, yani kayıtsız şartsız özgür olmayı seçebilmek gibi bir alternatifinin olmadığını ifade eder.


Özgürlük birilerinin sırtına basarak elde edilmez, bilakis kimseye zarar vermediğin, toplumun genel-geçer ahlâk kurallarına aykırı davranmadığın müddetçe dilediğini seçebilir, dilediğin fiili eyleyebilirsin.


Ahlak ve hukuk için  asgari zemin budur; “tercihli özgür eylem”


Gerçek manada özgür olabilmek için aşkın olanla irtibatlanmak gerekir. Aşkın olanın yani Allah’ın iradesine teslimiyet insanların iradelerine karşı özgürlük demektir. Necip Fazıl’ın da dediği gibi; 
“Hürriyet nerede söyleyeyim, 
Hakka esaret halkasında”
J.J. Rousseau, “Özgürlük insanın istediği her şeyi yapabilmesi değil, istemediği hiçbir şeyi yapmak zorunda olmamasıdır” diyerek özgürlük algısına farklı bir yaklaşımda bulunur.


Özgürlük mücadelesinin sembol isimlerinden Nelson Mandela ise; “Özgürlük için gökyüzünü satın almanıza gerek yok, ruhunuzu satmayın yeter” der.


Şu var ki özgürlük; her istediğini yapman değildir, bilakis her istediğini yapan arzularının kölesidir.
Son olarak Victor Hugo; “Vicdanınız temizse özgürsünüz” diyerek, vicdan ve özgürlük arasında bir bağ kurar ki bu da yabana atılacak bir husus değildir.
Alıştığın kadar esir, vazgeçebildiğin kadar özgürsün.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar