CEMAL TOPTANCI

CEMAL TOPTANCI

Makamın imtihanı!

A+A-

Siyaset yönetiminde bulunanlar için, bulundukları makamlarda sınandıkları imtihanlardan geçen bir vatandaş olarak, başımdan geçen iki hikâyemi hayatım boyunca hep önemsedim. 


Birincisi “Kadın”
İkincisi “Para” 

Belediye başkanıyım, makam odamda misafirlerim var. Özel kalem müdürüm, telefonda bir bayanın acil görüşmek için geldiğini söyledi. Ben içeriye al dediğimde, bu kez müdürüm içeriye girerek başkanım hanımefendi sizinle yalnız görüşmek istiyor, deyince odamdaki bütün misafirlerim birden ayağa kalkarak, sayın başkanım bize izin verin zaten konuşmanızın bitmesini bekliyorduk ayrılacaktık demişlerdi. 

Bu arada Refah Partimizin ilçe merkez yönetiminde bulunan ve oldukça saygı duyduğum Hacı Fikri Şenyiğit amcamızda izin için ayağa kalkmışlardı. Kendilerine hayır hacı amca size iznim yok, siz oturun deyince kendileri beni kırmamış oturmuşlardı. 

Diğer misafirlerim çıkmışlar ben ve Hacı Fikri amca bey sadece odadaydık. Kapı açıldı, uzun boylu çarşaflı bir hanımefendi kapıda tam karşımda duruyordu. Çarşafın altında sadece görünen gözleri idi, odada babamızın yaşında olan misafirimi görünce tekrar, başkanım ben sizinle yalnız görüşmek için gelmiştim demişti. 

Ben de, bacım elbette bir amaç ve bir istek için ta buraya kadar yorulmuş gelmişsin. Bana anlatacağın derdine ve isteğine cevap vermede belki ben yetersiz kalabilir, bir çözüm bulamayabilirim. Bak yanımda ki misafirimiz hayat tecrübesi olan babamız yaşında bir zat, belki o bize bir yol gösterir ve sana yardımcı olabilmem için bir öneride bulunabilir, demiştim. 

Kapıdaki misafir hanımefendi, tekrar bana yalnız görüşmek istediğini söyleyince, bu kez bak bacım amca bey bu odadan çıktıktan sonra doğal olarak sadece ikimiz kalmış olacağız. Ben sizi tanımıyorum ve de inancım gereği sizinle baş başa kalmak da inancımın men ettiği bir emirdir. 

Eğer hala düşüncende direneceksen, odada baş başa kalmak değil, şu anda kapıdan bir adım içeri atıp, bir nara atsan figan etsen, belediye binası ayağa kalkar. Bir saldırıya mı bir tacize mi uğradın diyerek kanaat hâsıl olur. Benim eşim çocuklarım ve geniş bir ailem var. Ben senin bu icraatından sonra akşam evime günahsız bir Allah kulu olarak, nasıl gider ve ne cevap veririm? 

Toplum içinde arkadaşlarım dostlarım bana bu saatten sonra nasıl bakar? diye devam ederek, seni bana gönderenlere de ki, beni yanlış adama yanlış yere gönderdiniz diye anlat demiştim. 

Hanımefendi görüşmeden kapıyı hızla çarpıp, çekip gitmişti. Bel ki, kötü bir amaçla gelmemişti ama bulunduğum makamı bana şehrimin inançlı ve namuslu insanları teslim etmişti. 

Ben sadece aileme karşı sorumlu değil, bana makamı tevdi eden ve yönettiğim halkımın kutsal değer yargılarına karşı saygı duymakla da sorumluydum. 

Yine bir gün tanıştığım cep telefonlarının çıktığı bir zamanda, arkadaş sandıklarımdan  biri direk beni cepten aramış, bir görüşme talep etmişti. 

Kendilerine yarın sabah saat 09.30’da makamda bekliyorum demiş, görüşme talebine olumlu cevap vermiştim. 

Ertesi gün randevusuna gelen arkadaşımla makam odamızdaydık. 

Geliş sebebini bir iki hoş beşten sonra konuya girerek açıklamıştı. 

Başkanım, biliyorsun ben taahhüt işleriyle uğraşıyor ticaret yapıyorum, ancak bazı olumsuz gelişmeler nedeniyle, işim kırılmaya başladı. Bana Ankara’da mukim bazı arkadaşlarım yardımcı olmak istiyor. Orada geniş bir çevrem var. Çeşitli Avrupa Fonlarından alanımı ilgilendiren fonları temin etme imkânına sahip oldukları için bu konuda da yardımcı olmak üzere söz verdiler. 

Benim aklıma da sizinle arkadaşlığımdan dolayı ilk siz geldiniz. Belediyenizin mali açıdan sıkıntılarını biliyorum. Eğer izin verirseniz bazı projeleri ilgili birimlerinizle paylaşarak onun karşılığında temin edeceğim Avrupa Fonlarını aktarır, sizde o proje veya projelerle ilgili taahhütleri bana vererek yardımcı olursunuz demişti. 

Belediyemize proje karşılığı para aktarması gayet olumlu ve güzel bir teşebbüs olacaktı. Sözkonusu ihaleyi kendisinde bırakmayı da mevzuat hazretleri elveriyordu. Ancak bir kriterim vardı, bu mevzuat uygulamalarını ilgili başkan yardımcım ve bütün belediye meclis üyelerimizle de paylaşarak onay verecebileceğimi biliyordu. Onlar kabul ederlerse hem işimiz görülecek hem de kendisinin işinin iyileşmesine gerekçe olabilecekti.

Anlaşmıştık. Makam odamın kapısına kadar yolcu ettiğim misafirimden sonra, oturmak üzere yerime geçerken, misafirimin oturduğu tarafta masamın üzerindeki telefon kutumuzun arkasında bir zarf dikkatimi çekmişti. 

Bana ait olmayan ve üzerinde herhangi bir yazı bulunmayan bu zarf da neyin nesi diye elimi uzatırken, zarfın ağırlığını hissetmiştim. Zarfı açtığımda içinde dolu yüzlük dolar olduğunu görmüştüm. Hepsi yüzlük olan doları saymış bir deste olarak 10.000 dolar olduğunu görünce hayret etmiştim. 

Zarfın kapağını kapatmış aynen bırakılan şekilde ve yerde masamın üzerinde bırakmıştım.

Önce odama özel kalem müdürümü çağırmış, makam odama girdiğim saat 09,10’dan önce benim haricimde kimsenin girip girmediğini sormuştum. Özel kalem müdürüm hayır başkanım odacımızdan sonra ilk giren siz oldunuz demişlerdi. 

Bu kez odacımı çağırtmıştım, karşımda duran odacıma benden önce odada yaptığın temizlik sürecinde, şu telefon kutumuzun arkasında duran zarf var mıydı? diye,  kendilerinden de hayır başkanım masanızı silerken gördüğünüz sumen ve iki dosya haricinde böyle bir zarf yoktu demişti. 

O zaman, bu zarf bana da ait olmadığına göre kesinlikle proje ve fon için gelen misafirim giderken unuttu diye düşünerek bu kez kendisini bizzat cepten arayarak, burada masamın üzerinde bıraktığın zarfı unutmuşsun, telaşlanma düşürmemiş zarfın burada duruyor demiştim. Fazla uzaklaşmadıysan gel al, yoksa zarfı bulunduğun yeri söyle sana göndereyim demiştim. 

Bana cevaben, hayır başkanım ben o zarfı bilerek ve sizin için bıraktım demişti. 

Bu açıklaması üzerine adeta kaynar sular dökülmüş gibi, yazıklar olsun sana, demek sen beni tanımamışsın. Oysa belediye kapımın üzerinde koca bir levhada yazdırdığım “Rüşvet alan da veren de Melun’dur.” Hazreti Muhammed (Sav) hadisi şerifine ihanet ettiğimi sanman, beni kahretti demiştim. Cehennem ol hemen gel belediyemden de içeri girme, nöbetçi zabıtadan emanetini al ve bir daha gözüme gözükme, seninle arkadaşlığım bitti demiştim. 

Aradan yıllar geçti, yaşadığım bu iki anımı anarken, hala makamda ve makamlarda bulunmanın bir sınav olduğunu asla unutmadığımı anlatmak istedim. 

huhunews-tv-ahlak.jpg

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum