NURCAN YÜCEL

NURCAN YÜCEL

Güven ve sadakat!

A+A-

Güvenmek önce yaratıcımıza sonra da onun yarattıklarına teslim olabilmektir.

Teslim olabilmeyi ise sağlam irade sağlam inanç ve sağlam bir duygu ile yapılabilir.

Rabbimiz bunu ayetlerinde tevekkül kavramıyla bize müjdelemiştir. (Ve tevekkel alallah ve kefa billahi vekila. Ahzab suresi 3.ayet) Allaha güvenip dayan, sana vekil olarak Allah yeter.Güvenmek O’na ve onun yarattıklarından kalbi iman ile dolu olanlar içindir.

Güvenmek işte bu ayete iman eden insanlara da teslim olmaktır.

Zordur o nedenle ve çok değerlidir. Şöyle bir geçmişe bakınca ben insanlara hep güvenmeyi tercih etmişim. Çoğuna göre saflık hatta aptallık bile olsa ,teslim olmak hep hoşuma gitmiştir.

Hayattan en çok dersi de işte o dönemlerde çıkarmışım.

Ne mutlu böyle aptallığa! ..

“Güvendiğiniz dağlara karlar yağdığında en güzel çare, dağ ile karı başbaşa bırakmaktır.

Gün gelip karlar eridiğinde; dağ yolunuzu gözleyince en güzel cevap, başka bir dağdan selam yollamaktır.” (Şems_i Tebriz’i ) “Hayatta 3 yanlışım oldu Olric .

- Ne gibi efendim.

+ Tanıdım, inandım, güvendim. Ama tek bir doğrum oldu.

- O nedir efendimiz?

+ Sevdim olric. Fakat sende bilirsin ki, üç yanlış bir doğruyu götürür”… (OĞUZ ATAY) İki güzel şairin de dediği güvenmek inanmaktan geçer. Ve güvendiğin insanı kalbinin en güzel köşesinde ağırlarsın .İnanmak ile olgunlaşan güven duygusu aklı selim ve kalbi selim kişilerde kendini gösterir. Fakat bu duyguları gelişmeyen insanda vesvese aklı ve kalbi saracaktır.

Güvenmek anne babanın aile de verdiği ahlaki eğitim ile kazanılır.

Ancak ahlaki erdemleri ailede alamayan ve dolambaçlı bir çevrede büyüyen insanlarda güven problemi de oluşmuyor maalesef ki.

Arkadaşa ,eşe .dosta ve çevreye her zaman tedirgin bakışlar ile bakmasına sebep olur. Hayatının her aşamasında karşısına çıkan problemleride aşılamaz bir dağ halini alır.

Bu yüzden hayatında her zaman kaybetmeyi seçenler güvenmeyi bilmeyenlerdir olmuştur. Sadakat ise dürüst olmak, yalandan ve hileden kaçınmak ne olursa olsun bağlılık yeminin arkasında durmak anlamına gelen insani bir değerdir.

Sadakat güvenmek duygusundan gelen bağlılıktır.

Yani güvenmeyi ahlaki erdem olarak oturtabilen insanlar sadakat kavramını oturtmak onlar için çok daha kolay olabiliyor.

Özellikle evlilik birliğindeki nikah kavramıyla birbirlerine sadık olacağına söz veren çiftler sonrasında ise bu sözü unutup sadakatsizce davranabiliyorlar.

İşte o zaman kişi şahsi çıkarını düşünerek bu birliği sonlandıracak fiil ve sözlerde bulunabiliyorlar. Halbuki unutmuşlar mıdır ?Nikahın önce göklerde kırıldığını …

Yol arkadaşı, cennetinin anahtarı ve dünyadaki göz nurundan önce Rabbi’ ne söz verdiğini …

Refika_i Hayatından önce Rabbi ‘ne sadakatsizce davrandığını unutmuştur insanoğlu…

“Nikah önce göklerde kıyılır baylar.

Eğer gökte kıyılmazsa, yeryüzünde ister mum gibi yan, ister Tur gibi nâra dön asla olmaz o iş.

Fakat göklerde kıyılmışsa nikahın, ister yerin yedi kat dibinde ol, ister yerin yedi kat üstünde, kaçarın yoktur.”

(Nuri Pakdil ) Üstad’ın dediği gibi gökte kıyılan nikahta kaçarımız yoktur.

Buna sadakatsiz olmak ise sevginin ,güvenin ve sadakatin kalmadığını ifade etmektir.

Saadete tutunup sadakatli kalanlara sevgilerle…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.