BUKET SAKALTAŞ

BUKET SAKALTAŞ

Emanetimiz emin ellerde!

A+A-

 

Emanetimizin emin ellerde olduğunu biliyoruz. Bunun ferahlığı ile biraz da aşırı sahiplenme duygusu ile zıttı ile var olan herşey gibi gelgitler yaşıyoruz.

Gözünüzün bebeği varlığı ömrünüzün en büyük hazinesi olan evladınız pandemi sürecini çocuk ruhu ile kim bilir hangi duygularla yaşadı?

Tedirginsiniz… 

Tıpkı diğer veliler gibi…

Aslında sürecin yorgunluğu ile de psikolojinizi iyi tutmaya çalışırken bitmek bilmeyen sorularla hep soran sorgulayan kendini suçlayan veli modundasınız bazen.

‘Acaba normal mi bu durum ben mi abartıyorum yoksa’ sorularının gölgesinde…

‘Sonuçta insanız’ diyerek konuyu tatlıya bağladığınızı ve kendi iç hesaplaşmanızı da noktalamaya çalıştığınızın farkındayım. 

Sizi öyle iyi anlıyorum ve öyle iyi anlıyoruz ki….

Çünkü bizlerde veliyiz…

Her daim evladımızın mutluluğu kuşkusuz hepimiz için önemlidir. 

Ebeveyn olmanın en güzel yanı her daim mutlu edeceğiniz bir çift gözün size bakışını görmek. 

Bazen anlık bir tebessüm dünyaları verir insana, varlığına şükredersiniz sonsuzlar adedince.

Doğduğu gün gelir aklınıza…

İlk adımı, ilk kelimesi…

Her anı ömrünüze ömür gücünüze güç katar…

En büyük güç kuşkusuz sevgidir. 

Uykusuz geceler, bitmeyen gaz sancıları, minik bir burun akıntısı az bir ateş…

Ne fırtınalar kopardı değil mi ruhumumuzda! 

Hepsi bitti artık…

Okul telaşı başladı…

Pandeminin gölgesinde ara verilen eğitim-öğretim yılı ardından ise yeni başlayan Eylül dönemi süreci…

Anasınıfı mı yoksa 1. Sınıf mı?

Okula başlasın mı yoksa başlamasın mı?

Uzaktan eğitim mi ya da yüz yüze eğitim mi?

Sorular bitmez…

Pandemiden koruyalım derken girdiğimiz sıkıntıların telafisi var mı?

Ruhen ve bedenen daha verimli olabilmek için ihtiyacımız olan biraz sakinlik belki de…

Vesveselere kapılmadan doğru düşüncelerle verdiğimiz kararlar yol almamızı sağlayacaktır.

Kayıt zamanı mutlu aile tablosu ile gittiğimiz okullardan beklentimizin boyutunu düşünürken kendimizi sorguladık mı hiç?

‘Hangi öğretmen daha iyi?’ derken…

(Meslektaşlarımın her biri ayrı hazinedir…. Sadece üsluplar farklıdır. Bütün meslektaşlarımız da üslubunca öğretme çabasında…)

Duygusal yapıda bir öğrencinin öğretmeni de o denli naif olursa daha iyi olmaz mı iletişim?

Herkesin sorusu ne kadar farklı değil mi?

1.sınıfa başlayan öğrencinin derdi ilk etapta ‘teneffüs kaç dakika olacak? Tenefüslerde hangi oyunu oynasam?’ şeklinde sorular…

Veli ise diğer taraftan öğretmeni takipte…

Öğretmen yeni ve ‘neler yapabiliriz?’ telaşında…

Bizler, idareciler 7/24 okulun işleri ile zihnen meşgul…

Okulumuzu ve başarılarımızı bir adım daha öteye taşımak için neler yapabileceğimizi planlar ve düşünürken…

Pandemi ile alt üst oldu bütün dünya düzeni…

Krizin en zor zamanı başladığını hissettiğiniz an ki tutumlarınız…. Evet pandemi bir krizi ortaya koydu…

Krizi nasıl yönetelim ki bu süreçten daha az etkilenelim…

Bilinmezliklerle dolu pandemi sürecinin ortasındayız. 

Hiçbir şey hesap ettiğimiz gibi olmadı.

Okulun ilk gün çoşkusu yerini şüpheye, endişeye bıraktı. 

İlk güne dair fotoğraflardaki maskeli çocuk görüntüleri hüzünlendirdi…

İnsanız hepimiz sonuçta…

Aslında umutsuzluğumuz olana değil de bilinmeyene…

Uzaktan ve yüzyüze eğitimler derken öğrencisinden bihaber olan kimi veliler kendindeki değişim sebebi ile çocuklarında gördüğü değişikliği fark ettiler. 

Pandemi süreci her yönü ile düşümemiz gereken bir süreç oldu aslında. Yoğunluklarımız ile zaman zaman göz ardı ettiğimiz, önemsemediğimiz, yoksaydıklarımızı düşünüp yol alma zamanı idi belki de…

Çocuk gülüşünün, birlikte geçen kaliteli zamanların farkına varmamıza bir sebeptir belki de…

Hangi açıdan bakarsak o denli eksikliği fark eder ileriye bir adım daha atarız. 

Mutlu, pozitif bireylerin çocukları süreci daha az etkilenerek atlattı. Pozitif bakabilmek mutlu olmayı beraberinde getiriyor.

Çocuklarımız için hedeflerimizi ortaya koyarken, onların ihtiyaçlarını karşılarken sadece maddiyat odaklı olmayıp doyumsuzluk hissine sahip bireyler değil aksine sosyal-duygusal anlamda da hedefler ortaya koyduğumuz ölçüde kendi ile barışık; vatanına, milletine faydalı bireyler yetişmiş olacaktır.

Sürekli dert yanan, eleştiren bireylerin varlığı iğne ile kuyu kazmak misali zerre miktar etrafına fayda vermeyen bireylerin türemesi toplumun yozlaşmasına sebep olacaktır.

Bu sebeple adımlarımızı atarken ne denli doğru kararlar verirsek izimizden giden bizi model alan evlatlarımıza o denli yol çizebiliriz. 

Okula kayıt olan, devam eden sadece çocuklarımız olmamalıdır. 

Hayat da bir okul değil mi?Her gün yeni öğrettikleri ile dünün, bugünün farkı nispetinde hayat kalitemiz artıyor. 

Üreten, okuyan ve sorgulayan velilerin çocukları da aynı şekilde üretiyor, okuyor, sorguluyor.

İstisnalar kaideyi elbette bozmuyor lakin kaide her daim doğru olan oluyor.

Doğruluk demişken çocuklarımıza en çok vermemiz gereken kavram belki de…

Herkes işini doğru yapsa, doğruyu konuşsa, doğru anlasa, doğru anlatsa….

Bu denli yanlışlar olur mu toplumda?

Pandemi süreci kaç yanlışı doğruya çevirmemize yaradı, ona bakalım…

Öğretmenlerimizin ekran karşısındaki gayretlerini fark ettik mi?

İyi öğretmen derdinde olan veliler ne kadar iyi veli olabildiler?

Bakış açımızı genişletelim, dar eksenden bakmayalım hayata….

Yaz tatilinde 1 kitap okumayan öğrencinin sebebi ne olabilir?

Televizyonlar, her daim neden açık oluyor evlerimizde?

Hangi program, hangi dizi ne katacak bize?

Geçen hangi an geri gelecek?

Haydi şimdi tam zamanı….

Endişe ile başlayan okul maratonunda emanet ettiğiniz evlatlarınız, kıymetlileriniz, sevgili öğrencilerimiz….

Emanetlerimiz ne kadar emin ellerde…

Eğitimciler olarak velilerimize güveniyoruz.

Bu zorlu pandemi sürecini eğitim neferleri olarak mümkün olduğunca verimli şekilde geçirdik.

Şimdi ise el-ele kenetlenme zamanı... 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
5 Yorum