DİLEK YILDIZ

DİLEK YILDIZ

Duy Kendini!

A+A-

‘Başkalarının senin hakkında ne düşündükleri konusunda endişe duyduğun sürece, onlar senin sahibindir’ der Neale Walsch.

Peki ya senin sahibin kim?

Başkaları mı, sen mi?

Kendi yaşamına sahip çıkmayana ‘başkaları’ dediğimiz güruh sahip çıkar.

Kendini başkalarının gözünden değerlendiren herkesin ödeyeceği bedel yaşanmamış bir hayattır.

Yaşanmamış hayat büyük bir ‘keşke’dir.

Kendimiz olamama, gerçek kendiliğimize sahip çıkamama hâli ve benlik kaybıdır. Bu hâl yaşamın en çorak ve en ızdıraplı halidir. Birilerinin takdiri birilerinin onayı için değil, kendi varlığımız için, kendi ideallerimiz, inandıklarımız, hayallerimiz, hedeflerimiz için buradayız.

Sürekli başkalarının onayına ihtiyaç duyma, başkalarının gözünde değerli olma ihtiyacı, olmadığımız bir insan kalıbına sokar bizi.

Oysa yaşam tek kullanımlık bilettir ve kendi dünyamız başkalarının vicdanına bırakılacak bir mefhum değildir.

Başkaları bize yapamayacağımızı, olmayacağını söyler durur.

Tarihte bunun örneği çoktur.

Örneğin, Ludwig van Beethoven’ın hocası, onun keman tutmayı bile beceremediğini, gelecek vaad etmediğini söylese de Beethoven hayal gücünün ötesinde besteleriyle tarihe adını altın harflerle yazdıran isim olmuştur.

Buharlı motor çarkının mucidi George Westinghouse’un okuldan atılmış olması onun sanayi alanında devrimlere sebep olacak icatlar yapmasına engel olamamıştır.

Tam da burada La Edri’nin sözü manidardır: ‘Suyun üstünde bile yürüseniz, çünkü yüzme bilmiyor diye eleştirecek adamlar her daim olacaktır.’ 

Madem ki ön yargılar dünya döndükçe devam edecek, Einstein’in de dediği gibi atomu parçalayıp ellerine vermek gerekir.

Kimse isteyen, inanan ve çaba harcayan biri kadar hedefe yakın değildir.

Herkesin düşüncesi, tecrübesi, hayata dair kavramları, anlamları ve hissettikleri birbirinden farklıdır.

Doğduğumuz aile, yetiştirildiğimiz kültür, aldığımız eğitim tamamen o habitatın yansımalarıdır.

Fakat farkındalık sahibi olan ve ne istediğini bilen birinin önünde hiçbir güç duramaz.

İçgörü her değişimin, dönüşümün atasıdır.

Ve hayat içselleştirdiğimiz isteklerimizle şekil alır.  

İnsan zamanını ve enerjisini neye, kime harcarsa ona dönüşür.

Dış seslere zihnini kapattığında, kendi iç âleminin sesini duyar.

Ruhumuz, kalbimiz, zihnimiz bize ne söylüyor?

Önemli olan bu soruyla yüz yüze gelebilecek cesarette olabilmektir.

Zaman parmaklarının arasından süzülüp kaymadan,

ertelediğin kızıl gün batımları boynuna ahını dolamadan,

hayatın ritmini kaçırmadan duy kendini!

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum