NUSRET ÇİÇEK

NUSRET ÇİÇEK

Ayasofya Camii'nde ilk Cuma!

A+A-

Atatürkçü Kemalist rejimin cami- cemaat kıyımını başlattığı 1934’yılından günümüze kadar… Bileklerine kelepçe vurulan Ayasofya’nın kapıları ardına kadar açılmasıyla ithal inkılâpların bir halkası kırıldı demektir.

Buradan mevcut iktidara dönelim…

Diyelim hiçbir şey yapmadı…

Ama bu tarihi yasağı kaldırması yapamadıklarının vebaline bedeldir.  Bazıları kudursa da, çırpınsa da, orasını burasını yırtsa da yüzkarası yasak ta göbeğinden delindi ya…

Aradan 86 yıl geçtikten sonra, mazlum Ayasofya camii'nde ilk Cuma kılmanın coşkusu muhteşem olacaktır. İstanbul cadde ve sokaklarında insan selleri akacak, her köşebaşı secdelerle dolup taşacak.

Bu coşku… Aynı zamanda yasakçılığa karşı içten gelen isyan nevinde bir tepkidir. Geçmişin ayıplı yasağını millet bu cuma…

Tarihin çöplüğüne iterek,

 Fatihin hatırası Ayasofya’yı bağrına basacak…

“Ayasofya” derken 1975’ler  hafızama geldi oturdu.

Fetih günüydü…  Stadyumu dolduran coşkulu kalabalık merhum Erbakan’ın gelmesini bekliyordu. Ben de MSP Ankara ikinci başkanıyım.

Teşkilat adına konuşma görevini bana verdiler.

Yalnız bir şartla…

Ayasofya’dan bahsedilmeyecek…

O günler Ayasofya gündemde,

MSP’ye karşı Kemalistlerin elinde bir koz.

 Ayasofya denirse, hemen “irtica” yaygarasını basacaklar. 

Tutuklanma tehlikesi muhtemel.

Gençlik bu damarda durduğu gibi durmuyor.

Sonucu ne olursa olsun…

Konuşmamın tamamını Ayasofya’ya ayırdım.

“Ey tarih kokan İstanbul!..  Karşında Fatih Sultan Mehmet’in emaneti  bir mabet!..  Bileklerinde kelepçe,  mazlum ve esir halinde senden yardım beklerken neyi kutlayacağız?..”  diye başlayınca, stadyum adeta çatlayacak şekilde inliyordu...Alkışlar haykırışlar..  Ha geldiler ha gelecekler…

“Arkalarından önlerinden gözlerine set çekilmiş” olacak ki…

Gelen giden olmadı…

… 

Biraz sonra stadyuma giren Erbakan Hoca’yı karşılayanlardan birisi de bendim. Hocamız, halkı selamlayarak stadyumda yürürken Allah (cc) inandırsın sesten ayaklarımın yere bastığının farkında bile değildim.

Sanki havada uçuyorduk. İşitme organımız felç.

Frekansı yüksek olan seslerden bir kavmin helak edildiğini haber veren ayetin anlamını ilk defa orada ruhumda hissettim.

O ses biraz daha yükselseydi hepimiz bayılır düşerdik.

Nerelerden nerelere geldik…

Rabbim dilerse neler olmaz…

 İlk kıblemiz Mescid-i Aksa’nın kilitlerini kırmak üzere bir Cuma günü da o kapılarda buluşur tarihteki yerimizi alırız inşallah.

Dahası…

Dayatılanlar defolup giderler…

İthal eğitimin yerini milli eğitim alır.

Çamur demokrasi yerine liyakati esas alan şura gelir.

“Din ayrı dünya ayrı” diyen kafalar arşivlere kalkar.

Ne var ki, üzerimizde çöken iktidar rehaveti yönümüzü şaşırtıyor.

Hesaplara kitaplara dalıyoruz.

Helal çizgiler sarsıntıda, tehlikede…

Bu Cuma bir başlangıç olsun…

Farz olan  görevimize ta ki ailemizden başlamadığımız sürece, ikinci bir Ayasofya’yı açacak bir başka iktidarı Rabbim nasip etmez. Ayasofya adına sahip olduğumuz milli coşkuyu bir daha kolayına yakalayamayız.

Gider rahmet kopar kıyamet…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.